Avrupa yakası Kreş anaokulları
 

Anaokulu İstanbul Kreş
Anaokuluna yepyeni bir yaklaşım.

 

ABA ANAOKULU
için tıklayınız

www.abaanaokulu.com/

 

 


Nasıl, Çocuklarınızı  daha zeki, daha sosyal yetiştirebilirsiniz?

Anne-babalara öneriler
Zekanın zamanla değişebileceğini  unutmayınız. Zekayı oluşturan bir çok yeteneği geliştirmek mümkün. O nedenle, Çocuğunuza ne kadar bol çevresel uyarıcı sunarsanız çocuğunuz da o derece kendini geliştirme fırsatı bulur.

Çocukların zeka yapısı birbirinden farklıdır. Çocuğunuzu iyi tanıyıp, onun gelişmeye elverişli yönlerini bulabillirseniz onu yönlendirmeniz daha kolay olur. Bazı çocuklar daha yetersiz oldukları konularda daha az çaba sarfederler. Bunu hissetmek  önemlidir. Budurumda yetenekli olduğu alanları destekleyip, daha az yetenekli olduğu alanları geliştirmesine yardımcı olmak önemlidir.

Çocuğu sosyalleştirecek ortamlar hazırlayın ve onun başka insanlarla ilişki kurmasını destekleyin. Çocuğun ilgi duyduğu alanları keşfedip bu alanlarla ilgili aktiviteler yapmasını sağlayın. Bu hem becerilerini, hem kendine güvenini geliştirmeye, hem de sosyal gelişimine yardımcı olur. Bu tarz sosyal ortamlar çocukların kendilerini rahatça ifade edebilmelerini, bir grubun parçası olmayı öğrenmelerini, sosyal kuralları öğrenip uygulayabilmelerini, kurala uyduklarında kabul göreceklerini öğrenmelerini sağlamaktadır. Çocuk girdiği sosyal ortamlarda uyumlu olmayı ve bu uyumla mutlu olmayı öğrenirse var olan becerilerini, yeteneklerini de daha rahatça ortaya koyabilecektir.

        Okulumuzda MEB müfredatı uygulanmaktadır. Hijyenik ortamda kalori ve besin değeri düşünülerek özenle hazırlanan menülerde sabah kahvaltısı, öğle yemeği, ikindi kahvaltısı verilmektedir. Servis hizmeti verilmektedir.
Beylikdüzü merkez

 
Amacımız:
Çocuklarımızın fiziksel, duygusal, zihinsel gelişimlerini sağlamak. Yaparak-yaşayarak öğrenme ortamlarını oluşturmak. Sevgi, saygı, paylaşma, yardımlaşma gibi davranışları kazandırarak sorumluluk sahibi bireyler yetiştirmek.
 

 


Eğitim anlayışımız:
Milli ve manevi değerlere sahip, çevresiyle güzel iletişim kurabilen, kişilik sahibi, dürüst, hoşgörülü bireyler yetiştirmek.
Sorumluklarını bilen, hakkını arayan, kendisine güvenen birey olarak yetişmelerini ilke edinmiş bir eğitim kurumuyuz.

 

Eğitim:
Okuma yazma hazırlık çalışması
Ana dili geliştirme etkinliği
İngilizce eğitimi
Müzik ve drama eğitimi
Resim
Sanat Etkinliği
Sosyal aktivite:
Kültürel Gezi, doğa gezisi
Sinema
Tiyatro, drama
Folklor
Sosyal ziyaretler
Satranç, izcilik

 

MAVİ RÜYA ANA OKULU EYLÜL MİNİ PROGRAMI GÖRMEK İÇİN
BURAYA
TIKLAYINIZ
 

Servis  hizmeti  verilmektedir.

 

Sorularınız için aşağıdaki formu doldurarak
bize gönderiniz en kısa sürede size dönülecektir.

Adınız/Soyadınız:   

E-Posta:   

Telefon:  

Mesajınız:  




  

 

  


ADRES:
İhlas Marmara Evleri Birinci Kısım,
Zambak Sk. No: 31
Beylikdüzü / İSTANBUL
  TEL : 0212- 875 90 96
FAX : 0212 875 90 69

     E-MAİL : info@anaokullari.biz



       

ÇOCUĞUNUZ İLK DEFA ANAOKULUNA GELİYORSA
Okul öncesi dönemde çocuğun ev-aile dışına çıkma konusu birçok çocuk ve anne-baba için zorlu bir süreçtir. Alıştığı ortamın dışına çıkmak istemeyen çocuklar, ağlama, öfkelenme, her istediğinin anında yapılmasını isteme, okuldan eve döndüğünde anne babasına karşı farklı davranışlarda bulunma-onları devamlı yanında isteme, üzüntü, saldırganlık gibi tepkiler gösterebilirler.

Peki bu süreci daha kolay atlatmaya anne-babalar nasıl katkıda bulunabilirler? Anne-babaların bu konuda çocuğa yardımcı olabilmek için yapacağı birçok şey vardır:

* Bunların ilki ve belki de en önemlisi eğer anne ya da baba çocuğun okula gitmesinden bir kaygı duyuyorsa, bu kaygıyı ortadan kaldırmaya çalışması gerektiğidir. Çünkü çocuk, anne ya da babanın hissettiği bu kaygının farkına varıp kendiside hissetmeye başlamaktadır. Ebeveyn bu kaygıyı ; anaokuluna gidip bizzat kendisi gezerek , gün içerisinde okulu arayıp çocuğuyla ilgili bilgi alarak yenebilir.

* Diğer önemli unsur, ailenin okula gitme konusunda kararlı olmasıdır. Bazen çocuğun okula gitmemesine izin vermek çocuğa, bunun daha sonra da olabileceği sinyallerini verir. Bu yüzden keyfi durumlarda evde kalmasına izin vermemek gerekir.

* Eğer çocuk okula gelmeden önce ailesi ya da çok yakınları dışında başkalarıyla vakit geçirmemişse, onu alıştırmak için birkaç saatliğine çok sık görmediği kişilerin yanına bırakarak birlikte vakit geçirmeleri sağlanabilir.

* Anne-baba tarafından çocuk , anaokuluna gelmeden önce nasıl bir yer olduğu, orada neler yapacağı ve neden gideceği gibi önemli konulardan bahsedilmelidir. Ve çocuğun bu konuyla ilgili sorduğu başka sorularda onun anlayabileceği bir dille cevaplanarak, eğer varsa şüpheleri ortadan kaldırılmaya çalışılmalıdır.

* Son olarak anaokuluna alışmak için gereken süre, her çocuk için eşit değildir.Bu süre bazısında bir ay bazısında bir hafta sürebilir. Hatta bazen hemen uyum sağlama bile görülebilir.

                                                                           Yazar: Psk. Deniz Boztepeli

 

ÇOCUKTA YALAN
            Yalan söylemek, bir hatayı gizlemek amacıyla gerçeğe uygun olmayan bir girişimde bulunmaktır. Bu girişim; sözel olarak, jestlerle, yazıyla ya da susmayla olabilir. Öykü uydurmaktan farklı olarak, kasıtlı bir şekilde gerçeğe sadık kalmama küçük bir çocukta doğaldır. Anne-babalar çoğunlukla çocuğun gerçeğe sadık kalmasını çok erken bir dönemde isterler. 3 yaş çocuğu, inanılmayacak öyküler uydurmaktan ve taklit oyunlarından hoşlanır. Öykü uydurmak ya da taklit oyunu, yalan söylemek değildir. Bu yüzden engelleyici bir girişimde bulunmamak gerekir.

            Yaşamının ilk 5 yılında, çocuğun yalan söylemesi konusunda endişe etmeye gerek yoktur. Gerçeğe sadık kalma, çocukta giderek gelişen bir olgu olduğundan, çocuğa gerçeğe sadık kalması konusunda ısrar edip yalan söylediğini kanıtlama girişiminde bulunmak yanlıştır. Çocuk, açıkça anlaşılan bir yalan söylediğinde endişelenmemek gerekir. Fakat 4 yaşlarında bir çocuk yalanı; övünmekten başka bir amaçla, düş gücü ürünü ya da şaka değilse, ebeveynin çocuğa, eğer doğruyu söylemezse ona “ne zaman inanacağını bilemeyeceğini” söylemesi yeterli olur. Sertçe verilen cezalar, yalanı bitirmek yerine suçlanmaktan kaçmak için çocuğun yalan söylemesine yol açar. 

Yalan Söylemenin Nedenleri

  • Çocuğun, sevgi ve ilgi ihtiyacının anne babası tarafından yeterince karşılanmaması. Çocuk bu durumda yalana başvurarak dikkat çekme yolunu seçer.
  • Çocuğun çevresindeki insanların kötü örnek olması. Yetişkinler bazen çocuğun yanında yalan söyler sonra da çocuğa yalan söylememesi konusunda öğüt verirler. Yetişkinin çocuğa iyi bir örnek olması ve davranışlarında, onda görmek istemedikleri hatalara yer vermemesi gerekir.
  • Çocuklara hoşgörülü davranılmaması sonucu, çocuklar yaptıkları hataları yalan söyleyerek kapatmaya çalışabilirler. Çocuğa gücünün üstünde sorumluluk yükleme sonucunda çocuk, başarısızlığını yalanla örtmeye çalışabilir.
  • Çocuklar arasında karşılaştırma yapmak, onun kendisini daha iyi göstermek için yalana başvurmasına yol açabilir.
  • Bazen çocuk, kendisine fazla karışılması nedeniyle yalan söyler. Yetişkin çocuğun dünyasıyla ilgili her şeyi öğrenmek istediğinde, çocuk zayıflığıyla alay edildiğini düşünür. Karşılık verirken de yalandan yararlanır.
  • Çocuk, çekindiği için de yalan söyleyebilir. Çekingenliği aynı zamanda hatasını itiraf etmesini engeller.

Yalanla Nasıl Mücadele Edilebilir 

  • Aşırı duygusal çocuğun, kaygı ve çekingenlik yüzünden yalan söylediği bilinerek, bunu gidermesi için ona güven verilmeli, öfke ve kınama tepkilerinden kaçınılmalıdır.
  • Yalanı engellemek amacıyla gösterilen aşırı kızgınlık, olumsuz bir davranıştır. Böylelikle yaratılan suçluluk duygusu, çocuğu yalana daha çok yaklaştırır.
  • Genelde yalan bir hata olarak görüldüğü için bunu itiraf etmek, suçluluk duygusunu sonlandırır. Bu yüzden çocuğun yalanını itiraf etmesini sağlamak gerekir.
  • Yalan söyleyen çocuk, yalanı engellemek için yapılanların onun iyiliği için olduğunu bilmelidir. Durumu, bir güç gösterisi olarak değil bir yardım olarak algılaması sağlanmalıdır.

Yazar:Psk. Deniz Boztepeli

 

 

 




 

 

 

 

 







MAVİ RÜYA ANAOKULU ©
2007-2010 • Tüm Hakları Saklıdır.

 


GENEL BİLGİ: MAKALE:
ANA OKUL REHBERİ] - Nasıl bir ana okulu?

 Kaynak: NERGİHAN ÇELEN
Anne-babaların karşılaştığı sorunlara çözüm önerileri
Günümüzün çocukları, anne ve babaları gibi geniş bir aile yapısı içinde çok kardeşli ortamlarda değil, genellikle ebeveynlerinin tek evladı olarak büyüyor. Bu durum birçok ayrıcalığı beraberinde getirse de tek başına veya iki kardeş büyüyen çocukların gelişimlerinde birçok sıkıntı yaşanabiliyor. Sosyalleşmeleri ciddi şekilde sekteye uğrayan bu çocukların imdadına, okul öncesi eğitim alabileceği ve birçok arkadaşa sahip olabileceği ankları yetişiyor. İnsan kişiliğinin oluşmaya başladığı bu yıllarda bilinçli bir şekilde anaokullarında yetişen çocuklar, paylaşmayı, kendini ifade etmeyi ve becerilerini geliştirmeyi öğreniyor. Çocuğu okul öncesi hayata hazırlayan bu kurumların ise doğru seçilmesi hayati önem taşıyor. Çünkü doğru seçilen anaok. hem çoğunun aile ortamından sosyal çevreye geçişte yaşadığı adaptasyon sorunlarını en aza indiriyor, hem de doğru bir eğitim almasını sağlıyor.
27 yıldır bu alanda çalışan Psikolog Ayşe Güner, ailelerin anaok. seçerken fiziki ortamlar kadar kurumun eğitim kadrosuna da dikkat etmesi gerektiğini söylüyor.
Anakulunun çocuğun gelişiminde çok önemli bir yer edindiğini belirten Güner sözlerini şöyle sürdürüyor: “Önceden kalabalık ve geniş aileler vardı. Ve bu ortamda yetişen çocuklar bir bakıma sosyalleşmeyi, paylaşmayı ve kendini ifade etmeyi öğreniyordu. Ama günümüzde çocuklar genellikle bir veya iki kardeş olduğu ve şehir hayatı içinde sokakta da oynayamadığı için sosyalleşemiyor.” Anakuluna yeni başlayan çocukların ciddi adaptasyon sorunları yaşadığına dikkat çeken Psikolog, bu aşamada ailelerin sabırlı olması gerektiğini dile getiriyor. Psikolog Ayşe Güner, 8 soruda ailelerin en çok merak ettiği konulara cevap veriyor.

* Adaptasyon sorunu var. Ne yapmalıyım?
Çocuğun anaok. ortamına alışması, yeni alışkanlıklara uyum sağlaması, kaynaşmayı öğrenmesi, kendi ayakları üzerinde durması için belli bir süreye ihtiyacı vardır. Ailelere bu noktada büyük bir iş düşüyor. Bazı aileler çocuklarının kendilerine bağımlı olduğunu söyleyerek anakuluna vermek istemiyor. Ama burada önemli olan çocuğunuzun size ne kadar bağımlı olduğu değil, sizin çocuğunuza ne kadar bağımlı olduğunuzdur. Doğal olarak hayatın ilk yıllarında çocukla anne arasında duygusal ve fiziksel olarak güçlü bir bağ oluşuyor. Çocuk kendini annesiyle bir bütün olarak algılıyor. Böyle bir alışkanlıktan kurtulmak kolay değil. Bu gibi durumlarda annelere çok büyük görev düşüyor. Anne sakin, sabırlı ve güvenli olmalıdır. Çünkü annenin tüm duyguları aynen çocuğuna yansır.

* Parmak emmeye, ağlamaya ve altını ıslatmaya başladı
Çocuk daha önce evinde, tanıdığı insanlarla, eşyalarla son derece güven içinde yaşarken, bir gün bir yere götürülüyor ve kendisine şöyle deniliyor: “Sen artık büyüdün, artık okula gitmen ve bundan sonra belli saatlerde bizimle birlikte olman gerekiyor.” Çocuk tabii ki bu durumda korkarak panikliyor. Aileler çocuklara pozitif destek vermelidir. Eğer bu durum üç aydan fazla bir süre devam ederse, bir uzman yardımı alınmalı.
Beylikdüzü şirinevler 'de mavi rüya.

* Çocuğum sık sık hastalanıyor
Bu yaşlar çocukların hastalıklarla yeni tanıştığı bir dönem olduğu için bu problemi çok yaşıyoruz. Çocukların anakullarında eve oranla daha fazla hastalanmasının birçok nedeni vardır. Okula başladığı yaşa kadar çocuk çok korunaklı büyütülmüşse, doğal olarak toplu yaşama geçtiği ilk dönemlerde vücudu zayıf oluyor. Bu nedenle ilk dönemlerde bu tür rahatsızlıkların yaşanmasını biz normal karşılıyoruz. Çocukların kolay hastalanmasının bir diğer nedeni de okul olabilir. Eğer okul iyi ısıtılmıyor, iyi temizlenmiyor, havalandırılmıyorsa ve yeterli sayıda öğretmen bulundurulmuyorsa hastalık kaçınılmazdır. O yüzden aileler okul seçerken bu hususlara da mutlaka dikkat etmelidir.


* Okulöncesi eğitim kurumlarında uygulanan bir eğitim programı var mı?
Oldukça kapsamlı ve güzel bir eğitim programı var. Ve okul öncesi eğitim hizmeti veren tüm kurumlar da bu programa uymak zorunda.


* Tatil dönüşlerinde okula giderken huysuzluk yapıyor

Bazı çocuklar kişilik yapısı gereği anne babaya daha bağımlı oluyor. Okulu ne kadar sevse de, ilk tercihi daima ailesiyle kalmak oluyor. Çocuğunuzu bu şekilde kabul edip, her seferinde yeni başlıyormuş gibi düşünün ve kararlı olun.


* Anaokuluna başlamak için en doğru yaş kaç olmalıdır?
Dünya standartlarında bu 3 yaş (36 ay) olarak kabul görür. Çünkü çocuklar 3 yaşına kadar bireysel bakıma ihtiyaç duyar. Sosyal gelişim ancak 3 yaşından itibaren başlar ve giderek biz kavramı oluşur. Bu nedenle 3 yaş  başlamak için en ideal yaştır.


* Çocuğum 5 yaşında, bu yıl okuluna başlatacağız; ama daha küçük olduğu için tam gün gitmesini istemiyorum

Bu mantık ve duygular tipik bir “koruyucu ebeveyn” tavrı. Bazı aileler çocuklarını kendilerinin olmadığı bir ortamda bırakmaktan çok çekiniyor. Onlar yokken başlarına bir şey gelmesinden korkuyorlar. Şüphesiz bir çocuğa en iyi ailesi bakar. Ama bu kaç yaşına kadar bu şekilde devam edebilir? Ayrıca çocuğunuzun kendine güvenebilmesi için farklı ortamlara girmesi şarttır. Aileler okulun çocukların davranışlarını kısıtlayan, onları korkutan değil, tam tersine onları cesaretlendiren, hayatı öğreten bir ortam olduğunu düşünmelidir.


* İşim yüzünden çocuğumu okuluna erken bırakıyorum
Bu sizin elinizde olan bir durum olmadığı için kendinizi suçlamayın. Siz kendinizi suçlarsanız, ileride çocuğunuz da sizi suçlayacaktır.


Akılcı düşünün ve çocuğunuzu bıraktığınız yerden emin olun. Eğer çocuk gerekli ilgi ve şefkati görüyorsa, hiç problem olmaz.


* Okul ararken en çok nelere dikkat etmeliyim?
Mekânlardan önce insanlara bakmalısınız. Çocuklar mutlu mu? Rahatça iletişim kuruyorlar mı? Bir telaş ve panik havası var mı? Çocukların hepsi bir yerde mi (bu yemek, özel bir kutlama, akşam gidiş saatleri gibi, bazı saatler de olabilir, normaldir)? Her grup ayrı ayrı alanlarda yaşlarına göre ayrılmış durumda mı? Öğretmenlerin mi yoksa öğrencilerin mi sesi daha fazla çıkıyor? Okul çok mu sessiz? Ortalarda başı boş dolaşan çocuklar var mı? Okul müdürü görevinin başında mı? İnsanlar güler yüzlü mü? Bu ve benzeri kişi ve ilişkileri incelemelisiniz. Kuşkusuz fiziksel mekân yeterliliği de çok önemlidir.

* 3 yaşında, vermek istiyoruz, ama masada yemek yemiyor?
Bu tür yeme problemlerinde kusur çocuktan değil, onu bu hale getiren büyüklerden kaynaklanır. Eğer siz vaktinde izin verseydiniz, çocuk döke saça yemek yemeyi öğrenseydi hiç bunları yaşamazdınız. Hiçbir şey için geç değildir. Yeter ki, siz sorunun ne olduğunu kabul edin. Yapmanız gereken şey yavaş bir geçişle çocuğunuza kendi kendine yemek yemeyi ve yemek yemenin zevkini sıfırdan öğretmektir. Bu noktada okul ve aile aynı disiplin içinde ortak bir programla hareket etmelidir. Yani aile ayrı telden, okul ayrı telden çalarsa, çocuğun kafası daha da karışır. Bu gibi problemlerin çözümünde önemli üç nokta vardır; sabırlı olmak, sıkıştırmamak ve kararlı olmak, her çocuğun yeme kapasitesi ve damak lezzetinin bireysel farklılıklar göstereceğini asla unutmamak.


* Alt temizliği için kullanılan ıslak mendiller çocuğumda alerji yapıyor...
Çocuğunuza alerji yapmayan yöntem ne ise, onu öğretmenine anlatın ve öğretmenle işbirliği yapın. Okul ve aile işbirliği yaptığında son derece yapıcı çözümler ortaya çıkar ve bu birçok şeyi daha problem olmadan kolaylıkla çözer.


* Bazı kreşlerde ve anakullarında hemşire çalıştırılıyor
Kreşlerde (0-3 yaş) hemşire çalıştırılması zorunlu ve doğru bir uygulamadır. Eğer çok küçük çocuklara hizmet veriliyorsa, bir pediatri hemşiresinin bulunması çok yararlıdır.


* Niye hemen hasta oluyorlar?
Okula başladığı yaşa kadar çocuk çok korunaklı (izole) büyütülmüşse, doğal olarak toplu yaşama geçtiği ilk dönemlerde vücudu bütün hastalıklara karşı korumasız olur. Bu bir dereceye kadar da gerekli bir süreçtir. Bağışıklık sisteminin gelişebilmesi için çocuğun biraz hastalanması gerekir.

Çocuklar yaklaşık 3 yaşa kadar anneden ve anne sütünden aldıkları antikorlarla doğal bir korunma içindedirler. Daha sonraki dönemlerde kendi korunma sistemleri devreye girer. Bir tür hastalıklar dönemi başlar. Anaokuluna gitmeyen çocuklar da bu dönemde eskiye oranla daha sık hastalanır. Okula başlama yaşı da genellikle 3 yaş civarında olduğu için, bu durum, “Okula gitti, onun için hastalandı.” şeklinde yorumlanır. Evet okula başlamak evde kalmaya oranla hastalıkları biraz sıklaştırabilir, ama hastalıkların tek sorumlusu okul değildir.
--------------------------------------------------------------------------------
Okul hastalıklarının kaynağı ne olabilir?
Çocuğunuzu verdiğiniz okul;

:: Kontenjanın üzerinde öğrenci alıyorsa,

:: Yeterli sayıda öğretmen bulundurmuyorsa,

:: İyi havalandırılmıyorsa,

:: İyi ısıtılmıyorsa,

:: İyi temizlenmiyorsa çocuğunuzun hastalanmasında pay sahibidir. Bu nedenle, çocuğunuzu göndereceğiniz okulu seçmeden önce bu açılardan incelemeniz gerekir.


* Çocuğunuzun metabolizması da hastalıklarda önemlidir

Çocuğunuzun bireysel metabolizması ve yatkınlığı da arkadaşlarına oranla daha sık hastalanmasına yol açabilir. “Hassas bünyeli” sözcüğünü hepimiz duymuşuzdur. Eğer çocuğunuz bu tanıma uyuyorsa, doktorunuz ankları konusunda doğru bilgilenmiş bir hekim olmalı ve çocuğunuzu göndereceğiniz okulu iyi tanımalıdır. Alerjik bünyeli çocuklar daha sık hastalanır. Bu tip çocukların ebeveynleri seçim yaparken bu kritere uyan okulları tercih etmelidirler.


* Anaokullarında daha çok hangi hastalıklar görülür?

Daha çok nezle, grip, orta kulak iltihabı, faranjit, bademcik iltihabı, sinüzit, bronşit hastalıkları görülür.


* Çocuğum eve bir yerleri çizilmiş, morarmış dönüyor!
2 ile 3 yaş arasındaki çocuklarda oldukça sık rastladığımız ve ebeveynleri de çok öfkelendiren bir durumdur bu. Genelde, “Öğretmeni neredeydi?” sorusuna muhatap oluyoruz. Bu yaş çocukları doğal olarak, henüz paylaşmayı bilemezler ve gün içinde sıklıkla oyuncak kavgası yapar ve kaşla göz arasında birbirlerine zarar verirler. Diyelim ki çocuğunuzun grubunda bu işleri daha fazla yapan bir çocuk var ve arkadaşlarına bu tip zararlar veriyor. Ne yapacaksınız? “Sizin çocuğunuz herkesi ısırıyor, okuldan alın!” mı diyeceksiniz? Tabii ki hayır. Biraz ilgi, biraz rehberlik hizmeti ile problem çok kısa sürede tamamen bitiyor. Isırılan çocuklar da kendilerini korumayı öğrenerek büyük bir hayat deneyimi yaşıyorlar. Esas amaç da zaten bu değil mi?


* Çocuk geç yatıp geç kalkıyor, bu yüzden okula geç kalıyoruz
Anaokullarında genellikle saat 9:00-9:30 civarında kahvaltı biter ve her grup kendi arasında öğretmenleriyle beraber “ısınma sohbeti” yapar. Bu çok önemli bir çalışmadır. Amacı ‘paylaşım ve güne hazırlanma’dır. Öğretmen çocuğun nasıl bir gece veya hafta sonu geçirdiğini, neler yaptığını, beklentilerini, o günki duygusal durumunu vs. öğrenmeye çalışır. Dolayısıyla grup süreci başlamış olur. Eğer çocuk okula hep geç geliyorsa, bu bütünleşmeyi kaçıracak ve kendisini gruptan uzak hissedecektir. Bu durum okula karşı soğukluk ve isteksizlik doğurabilir.

Çocuklar için akşamları erken yatmanın sağlık açısından da çok yararları vardır. Büyüme hormonlarının akşamları 22:00 ile 24:00 saatleri arasında en yoğun şekilde salgılandığını biliyor musunuz? Akşamları erken yatmayan bir çocuk, sabahları geç kalksa da, bu aynı kalitede bir uyku süreci olmaz.


6 yaşındaki çocuğum hiçbir işini kendisi yapmak istemiyor


Bunda ailenin tutumunun payı çok büyüktür. Eğer siz çocuğunuza bu konuda gerekli izinleri verir, işlerini kendisinin yapması konusunda yeterli sabrı gösterebilirseniz, bu dönemi başarıyla atlatırsınız. Ama tersi uygulamalarla, örneğin, “Haydi çabuk ol, bu böyle mi giyilir, palyaço gibi olmuşsun, etrafı kirletme, üstünü başını temiz tut, ellerini oraya sürme vs.” gibi uyarılarla çocuğu devamlı rencide ederseniz veya onun hiçbir şeyi yapmasına imkan vermeden her hizmetine siz koşturursanız, bu konularda isteksiz olması ya da problem çıkarması kaçınılmazdır.

--------------------------------------------------------------------------------
Aileler anaokulunu seçerken neye dikkat etmeli?


Aileler okulun sadece fiziksel özelliğine göre değil eğitim kadrosunun kalitesine göre de seçim yapmalıdır. Öğretmenlerin yeterli donanıma sahip olup olmadığı mutlaka araştırılmalı. Ana okulunun bakım yeri değil, bir eğitim kurumu olduğu unutulmamalıdır. anaok. seçerken güvenlik açısından da şu noktalara dikkat edilmesi gerekiyor:

:: Okulun genel bir yangın alarm ve müdahale sistemi var mı?

:: Yangın ve acil çıkış kapıları var mı?

:: Merdiven basamakları kaymayan bir malzemeyle kaplı mı?

:: Merdiven tırabzanları çocuklar için uygun mu?

:: Radyatörlerde gerekli tedbirler alınmış mı?

:: Duvarlardaki keskin beton köşeler için tedbir alınmış mı?

:: Elektrik prizleri yüksekte mi; eğer alçaktaysa kilitleri var mı?

:: Islak mekânlarda çocukların kaymaması için gerekli tedbirler alınmış mı?

:: Bahçe duvarları güvenlikli mi?

:: Bahçe duvarları ve kapısında trafik açısından gerekli tedbirler alınmış mı?


Anaokulu Beylikdüzü
Ana okulları Güneşli

 


links  cam balkon bayan ayakkabı  anaokulu su kaçağı anaokulları yemek şirketleri

 çocuk yuvası çocuk evi bahçesi